Yazılar - Yayınlar - Faaliyetler


 

2

Yaşadıklarımdan Öğrendiklerim Var... (Bölüm-1)

Doğada rastlanan her taşın altına bakılmalıdır; çünkü gerçeğe bazen caddelerde değil patika yollarda rastlanır.

Francis Bacon

-Tayfun’un Hikayesi-

Nasıl olur da burnunun ucundaki bu basit hakikati yıllarca farkedememişti?! Tayfun nefes nefese eve vardığında zihni hala bu soruyla meşguldü. Salona geçti ve yatmakla oturmak arası bir pozisyonda kendini koltuğun üzerine öylece bıraktı. Yorgun gözleri ortadaki sehbaya takılı kalırken Tayfun çoktan 4 yıl önce profesyonel kariyerinin son günlerine geri dönmüştü.

(4 yıl önce..)

Salon tüm departmanlardan beyaz yaka personelle doluydu. Genel müdür yarıyıl genel değerlendirme toplantısındaki hararetli konuşmasının sonuna gelmişti. Kritik iş hedeflerinin tutturulamamış olmasından dolayı yaptığı gerilimli konuşmanın son sözleri ilk iki çeyrekte satış hedeflerini tutturamamış olan Tayfun’a ve ekibineydi:

.....

Arkadaşlar! Geçen seneye göre cironun artmış olması hedefler tutmadıktan sonra bir başarı öyküsü değildir! Özellikle de yüksek kar marjı sebebiyle bizim için stratejik önemi olan perakende kanalda pazarın büyüme ortalamasının dahi gerisinde kaldık.

Bölgelerdeki satış ekiplerinin masa başında yapmaları gereken operasyonel iş yükünü gayet iyi biliyorum ve anlıyorum; bu işlerin tabi ki yapılması gerek. Yıllardır yaptığımız bu işleri hala yapmak zorundayız diye sene başında elsıkıştığımız hedeflerimizden ve iş planlarımızdan vaz mı geçeceğiz? Eğer hepimiz bu perakende satış kanalındaki hedeflerimizi ürünlerimizle olduğu kadar hizmetimizle de rakiplerimizden farklılaşarak sağlayabileceğimiz inancındaysak o zaman satış ekibindeki her bir arkadaşım günlük ortalamada en az 1 bayi ziyareti yapmak zorunda olduğunu anlamak zorundadır.

Bu şirket “pazar payında ve karlılıkta 1ncilik konumunu korumak ve pekiştirmek” vizyonuna yönelik olarak bir yandan “Operasyonel Mükemmellik” uygulamalarına diğer yandan da “Pozitif Müşteri Deneyimi” konsepti oluşturma çerçevesinde, CRM’e, Business Intelligence’a, pazar araştırmalarına, müşteri temas noktalarına, innovasyona yatırım yaptı. Yetmedi kar marjı en yüksek perakende kanalında uzmanlaşabilmek için hem kendi eğitim akademisine hem de şirket dışında bu alandaki en iyi danışmanların bulunduğu kaynaklara pek çok yatırım yaptı.

 Bu yatırımların hayata geçirilmesinde özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum; diğer yandan daha önce de farklı mecralarda dillendirdiğim önemli bir hususun altını tekrar çizmek istiyorum. 

Satış ekibindeki her bir çalışma arkadaşım bedelini tıkır tıkır ödeyerek edindiğimiz tüm bu know how’ı bayilerimize ve bayi çalışanlarına sık ziyaretlerle aktarmakla ve hayata geçirmelerini sağlamakla yükümlüdürler. “Müşteri deneyimi”nin ne demek olduğunu; nasıl yönetilmesi gerektiğini; gerek kendi işi için gerekse bizim işimiz için önemini kavrayamamış olan her bir bayi, su alan gemideki deliklerden biri olmuş demektir. Hala babadan kalma anlayışla perakendede oto lastiği sattığını düşünen bayilerimiz var. Müşteriyi nasıl karşılayacağını, nasıl iletişim kuracağını, nasıl ağırlayacağını bilmeyen bayi personeli var.

Arkadaşlar, “oto lastiği” ticaret için bir bahane! Müşterinin bedel ödeyerek satın aldığı şeyin sadece ürün olmadığını ama “Pozitif Müşteri Deneyimi” olduğunu hala anlatamadığımız bayilerimiz var. Bu bayiler geminin içine oluk oluk su akıtan delikler gibiler. Biz yönetim olarak; ne böyle bir deliğe ne de o su geçiren deliğin şu ya da bu sebeple devamlılığına yol açan bölge satış personelimize göz yummayacağız!

Arkadaşlar, kullandığınız o son model şirket araçları; ofisinizin otoparkında güneşlensin diye değil bayi yollarında eskisin diye sizlere tahsis ediliyor. Bu geminin bekası için gerekeni ısrarla yapmayan, ayak sürüyen satış personeli veya bayi hiç farketmez; hepsiyle yollarımızı ayıracağız! Bu böyle biline..! Dikkatle dinlediğiniz için teşekkür ediyor, yılın ikinci yarısında tüm ekibe başarılar diliyorum.

..diye perakende kanalın satış direktörü Tayfun’un gözlerine bakarak bitirdi sözlerini genel müdür.

Konuşma sırasında koltuğunda sırıl sıklam terlemiş olan satış direktörü Tayfun kafasında çoktan iç muhasebeye geçmişti bile.. Gerçekten de şirket üretim fonksiyonlarında “Yalın Yönetim Teknikleri”ni başarıyla uyguluyor verimlilik, kalite ve iş güvenliği göstergelerinde görünür iyileşmelerle operasyonel faaliyet giderlerini sürekli düşürüyordu. Diğer yandan aynı şirket perakende satış kanalı gelirlerini arttırabilmek amacıyla; 2 yıldır pozitif müşteri deneyimi yaratmaya yönelik modern pazar araştırma ve analiz araçlarına, pazarlama ve satış akademisi eğitimlerine, dış kaynaklı danışmanlıklara çok yatırım yapmıştı. Tüm bunlara rağmen bu kanaldaki satış gelirlerinde anlamlı bir sıçrama gerçekleştirilememişti. Ama  hedefler her ne kadar tutmamış olsa da tüm bu eforları da tamamen de karşılıksız kalmamıştı. Örneğin bayilerden çıkan müşterilerle yapılan müşteri memnuniyeti mülakatlarının sonuçlarına göre ölçümlenen müşteri memnuniyet skoru(CSI) ortalaması bir önceki dönemdeki %76.3’e göre yükselmiş ve %84.5’e ulaşmıştı. Ama nedense bunun müşterinin satınalma kararlarına yansıması bekledikleri gibi değildi ve bu performans! gelirlere yansımamıştı.

Rakip ve pazar analizlerine göre konumlandırma, fiyat yönetimi, erişilebilirlik, gerçekleştirilen kampanyalar, müşteri trafiği.. gibi satışı etkileyebilecek tüm parametreler de aslında rakiplerden çok daha iyi yönetilmişti. Satışa yönelik görünürdeki tüm alt göstergeler bu kadar iyiyken ve müşteriler de mülakatlarda memnun olduğunu beyan ederlerken nasıl oluyor da cirodaki büyüme, pazardaki büyümenin gerisinde kalıyordu? Performanslarını yakından takip ettikleri büyük oyuncular da kendileri gibi pazardaki büyüme ortalamasının gerisinde kalmıştı. Tayfunun kafası gene allak bullak olmuştu.

Acaba gerçekten de genel müdürün söylediği gibi satış ekibi daha sık bayi ziyaretleri yapsa “Pozitif Müşteri Deneyimi” için bayileri daha etkili şekilde yönlendirebilecekler miydi? Diyelim ki genel müdür haklıydı ve bu eforun sonunda müşteri memnuniyet (CSI) skoru daha da yükselecek olsa bile bunun satış perormansına yansıması da olacak mıydı?

Operasyonel işlerin altında fazlasıyla ezilen satış ekibini daha sık bayi ziyareti için baskı altına almaya değecek miydi?

Müşteri memnuniyet oranı zaten %84.5’e yükselmişti ve daha ne olsun du?

Bu memnuniyet oranına karşılık %46’da kalan satışa dönüştürme oranı, memnuniyet %100 olsa bile %70 hedefini yakalayabilecek miydi?

Yoksa memnun olduğunu beyan eden müşteriler gerçekte memnun değil miydi?

Ya da anket sorularında mı bir problem vardı?

Görünmeyen, bilinmeyen neydi?!

Ahhhh! Tayfun bunu bir öğrenebilseydi..

....

Tayfun 4 yıl önce bir türlü göremediği hakikati bugün aramadığı halde hem de hiç ummadığı kadar kolay bir yerde görmüştü.

(Tayfun’un Hikayesi devam edecek..)

Günümüzde pek çok şirketin organizasyon yapısı içinde “Innovasyon”, “Yalın Yönetim”, “Yalın 6 Sigma”, “Müşteri Deneyimi”, “Kaizen”, “OPEX” vb.. kulvarlarda yeni kutular ve fonksiyonlar yarattığını görüyoruz. Tüm bu metodolojik çabalar özünde “Gelirler/Giderler” oranını artırmaya yöneliktir. Bu oranın kabaca 1’den büyük olması şirketin kar ettiğini, 1’den küçük olması ise şirketin zarar ettiğini gösterir. İyi yönetilen şirketlerin tüm fonksiyonları “Gelirler/Giderler” oranını artırmaya yönelik bütünsel ve koordineli bir çaba içinde olur. Doğası gereği günümüzde Satış ve Pazarlama’nın kullandığı metodolojik araçlar satış kaynaklı “Gelirleri” artırmaya yönelik olurken; imalat, kalite, tedarik zinciri.. gibi fonksiyonların kullandığı metodolojik araçlar yapılan işlerin verimliliklerini ve kalitesini arttırarak “Giderleri” azaltmayı amaçlar.

Oysa filmi yakın tarihte geriye doğru sardığımızda bu durumun hep de böyle olmadığını görürüz.

Arkası yarın..

Bora Soysüren, 09.11.2019

Bora Soysüren

Yazarın profili için..

InShot_20191107_183824509

Kahraman Bakkal'ın Karşı Olduğu Süpermarketin Düşündürdükleri

“Bugün” tam 4 yetişkin insanın birlikte intihar ettiği haberini duyarak irkildik. Bu muydu bize söylenen gelecek?! Ama nasıl olur?! 

 

Hani içini, dışını tükettiğimiz gezegenimizin yok oluşuna bir çareymiş! gibi pompalanan “Elon Musk vizyonuyla bezenmiş Mars hayalleri”? Hani endüstri 4.0'da robotların sanki insanlar yorulup da yıpranmasınlar diye çalıştırıldığı işletmeler? Hani emareleri nerede bahsedilen o muhteşem geleceğin?! Neyi ıskalıyoruz?

 

Bugün bir süpermarket zincirinin şubesinde çürümeye yüz tutmuş sebze ve meyvelerin ihtiyacı olan birilerine verilmesi yerine “OLGUNLAŞMIŞ!” etiketiyle satılmaya çalışıldığına şahit oldum. Bir tarafta sineğin yağını çıkartmaya çalışan egemen bir zihniyet; diğer tarafta veresiye alışveriş yaptığı bakkala borcunu kapatamadığı için siyanürle intihar eden ve başkaları zarar görmesin diye de “Dikkat siyanür var!” notunu kapıya yapıştıracak kadar ince ruhlu insanların hazin öyküsü.

 

Mahallenizde ihtiyaç duyanlara veresiye satış da yapan ve hala süpermarket zincirlerine direnen bir bakkalınız var mı?

Varsa arada bir ondan da alış-veriş yapın.

Böylece sadece aldıklarınıza değil bir ilişki ağındaki dayanışmaya da sahip olursunuz.

 

Gelecek de bir gün gelecek.. 

Siz önleminizi alın.

Ne olacağı belli mi olur?

 

Bora Soysüren, 07.11.2019

Bora Soysüren

Yazarın profili için..

IMG-20190827-WA0000

Ava Giderken Avlanmayın!

"3 ay ertelemeli ihtiyaç kredisi ile yazı rahat geçirin!" (Fotoğraf: Tarih 22 Mayıs 2019, Yer: Sabiha Gökçen Hava Limanı)

Bir bankanın yaz öncesi kampanyasında hedef kitleyi kendisinden kredi almaya ikna etmek için kullandığı slogan bu. Tam bir ay boyunca her yerde bu reklam afişlerini gördüm. Afişi ve sloganı her gördüğümde kendi kendime şu soruyu sormadan geçemedim: "Ya 3 ay geçip de yaz bitince ne olacak!?" Bu afiş ve onu her gördüğümde aklıma gelen bu soru sonunda çok eskilerde yaşadığım başka bir gözlemi bana hatırlattı.

Sene 2001, askerlik hizmetimi yapmak üzere Kırklareli’deyim. Ankesörlü telefon sırasına her girdiğimde istemeden de olsa benden öncekilerin telefon konuşmalarına kulak misafiri oluyorum. Tüm bu konuşmalarda konuşan arkadaşların karşı tarafa verdikleri yanıtlarda çok dikkat çekici ortak bir unsur var. Yanıtlar şu şekilde:  "Evet rahatım anne!", "Rahatım babacım", "Çok rahatım birtanem.", "Abi çok rahat."..gibi. Belli ki telefonun diğer ucundaki kişiler askerdeki yakınının hali ile ilgili en çok "Rahatlık" durumunu merak ediyor.

Şimdi “18 yıl önceye ait gözleme bağlı tespitle bu reklam afişindeki sloganın ne ilgisi var?” diyeceksiniz. Hemen bağlıyorum; şöyle ki her karakterin başka birine göre güçlü ve zayıf yönleri var. Zayıf yönlerimiz aynı zamanda manipüle edilmeye, faydalanılmaya müsait yönlerimizdir. Bundan korunabilmede; kendi duygularının farkında olmanın, kendini bilmenin, kararlarımızı alırken olabildiğince sağlıklı bir akıl ve vicdan muhasebesi yapabilmenin olağanüstü faydası var. Zira manipüle edilmiş karar verme süreçlerimiz çoğunlukla bizi ziyan edilmiş kaynaklarla baş başa bırakır. İçine düşürüldüğümüz durumu kurtarabilmek adına özgürlüklerimizden büyük ödünler vermemek, başkasının iradesine tabi olmamak açısından bu duygusal farkındalıkla ve sağlıklı karar verebilmek önemli.

İşte bakın "3 ay ertelemeli ihtiyaç kredisi ile yazı rahat geçirin!" reklam afişinin üzerinden 3 ay çoktan geçmiş bile! 3 ay önce “Rahatlık” uğruna sattığımız bugünümüzü şimdi geriye ödeme zamanı. 18 yıl önceki sosyolojik gözlemde zayıf yönümüzü işaret eden anahtar kelime sanırım "Rahatlık!" ve belli ki bizi bizden çok daha iyi tanıyan birileri de bundan faydalanıyor.

Milyonlarca yıl önce insanın doğada diğer türlerle vermeye başladığı var oluş mücadelesi, av-avcı ilişkisi içinde insanın besin zincirinin en tepesine yükselme başarısı ile sonuçlanmış.  Aynı “Av-Avcı ilişkisi” bugünün kapitalist dünyasında insan türünün kendi içinde verdiği bir sosyo-ekonomik mücadeleye dönüşmüş halde devam ediyor. Tabii ki avcının avını kandırmasında kullandığı eski taktiklerin yerini de başka birşey almış: “Müşteriye satınalma kararı aldırmak için duygularının manipüle edilerek karar muhakemesini yönlendirilmesi."  B2B veya B2C bu durum hiç farketmiyor. Gerek insanlar, gerek işletmeler gerekse ülkeler seviyesinde olsun bu düzende varlığını sürdürebilmenin en temel kuralı ise “Ava giderken avlanmamak” yani kaynaklarımızı ziyan etmeden tam tersine tasarrufla yaşamak ve hatta daha kaliteliyi, daha verimli ve daha güvenli yöntemlerle üretmeyi bir yaşam tarzı haline getirmek.

Evimizde, işletmemizde, ülkemizde israf ve kayıpları önleyelim.

Operasyonel Mükemmellik (OPEX) yaklaşımlarıyla kaynaklarımızı etkin kullanalım.

Ava giderken avlanmayalım!

 

#HerYerdeOpex

Evde, İşletmede, Ülkede

Bora Soysüren, 28.08.2019

Bora Soysüren

Yazarın profili için..

Yangın Söndürmek!

İş problemlerine en beceriksiz müdahale yaklaşımlarını nitelemek için kullandığımız tabirdir "Yangın Söndürmek!"

Türkiye 2 gündür İzmir ve çevresindeki ormanlarda gerçek anlamda "Yangın Söndürüyor!" ve hatta "Söndüremiyor!"

Ormanlarımız içinde barınan tüm canlarıyla birlikte yanarak yok oluyor. Ormanda yangın başlayıp büyüdükten sonra yapılan geç müdahalelerin kuru ve rüzgarlı havadan güç alan alevlerin karşısında etkisiz kaldığına şahit oluyoruz.

"Orman Yangınını Söndürmek" ayrı bir uzmanlık konusu olduğundan bu konuyla ilgili fazla bir yorum yapmak istemiyorum ancak olası bir İş Problemini önleme bakış açısı ile durumun ele alınması gerektiğine de inanıyorum. Zira "Orman Yangını"nın tamir edilemeyen çok vahim sonuçları var. Bu nedenle "Düzeltici Faaliyetlere" mecbur kalmadan önce "Önleyici Faaliyetlere" çok daha fazla odaklanmak gerekli. Bu amaçla pratiğini Bridgestone'dan edindiğim bir yönetim yaklaşımı olan "Suru Raku" ile Orman Yangınları'na yaklaşsaydık nasıl bir yönetsel mekanizma çalıştırılacaktı; bundan bahsetmek istiyorum:

Soru-1: Orman Yangınlarıyla Mücadelede Önleyici Faaliyetlerle İlgili bir Çalışma Standardı var mıdır?

Soru-1 cevabı “Evet” ise Soru-2: Bu standarda uygun çalışılmış mıdır?

Soru-2 cevabı “Evet” ise yani Mevcut Çalışma Standardına Uygun Çalışılmışsa Yaklaşım-1: Mevcut Çalışma Standardının tamamı yaşanan vakalardan toplanan veri, problem çözme teknikleri ve ortak akılla adım adım gözden geçirilir, çalışılır ve Çalışma Standardı yeniden düzenlenerek ve eğitimleri verilerek bir plan çerçevesinde devreye alınır.

Soru-2 cevabı “Hayır” ise yani Mevcut Çalışma Standardına Uygun Çalışılmamışsa Yaklaşım-2: Uygun çalışmayan kişilerin mutlak! katılımı ile (ve çok önemli! bağcı dövmek için değil üzüm yemek için) "Neden?-Neden? Analizi" Metod, Malzeme, Makine, İnsan açısından 360° yapılarak en alttaki somut nedenler ortaya çıkartılır ve gereken önlemler ortak akılla belirlenerek bir plan dahilinde devreye alınır.

Soru-1: Orman Yangınıyla Mücadelede Önleyici Faaliyetlerle İlgili Çalışma Standardı var mıdır?

Soru-1 cevabı “Hayır” ise Yaklaşım-3: Standardın olmaması ile ilgili olarak idari ihmal ve yetkinlik sorgulanarak gereken önlemler alınır. İş Standardının derhal oluşturulması için bir kaizen ekibi kurulur Operasyonel seviyede problemin çözümü ile ilgili çalışanların deneyimlerinden, yerinde yapılan saha gözlemlerinden(gemba), dünyada bilinen emsal uygulamalardan ve ortak akıldan faydalanılarak bir Standart oluşturulur. İlgili tüm çalışanlara plan dahilinde eğitimi verilir. Uygulamaların standarda uygunluğu ve iş sonuçları sürekli kontrol edilerek geri besleme verilir. Böylece standardın yaşam boyunca iş sonuçlarını üzerinde gerçek etkinliği sağlanır.

Kuşların cıvılddığı ormanların yanmaması dileğiyle..

Bora Soysüren

20.08.2019

Bora Soysüren

Yazarın profili için..


 

0 (1)

17 Ağustos 1999 ve Sıfırcı Asiye

17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 20 yıl geçti. Felakette kaybettiklerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Her sene 17 Ağustos anmalarında aklıma rahmetli annem Asiye Çelikkol'la depremden birkaç yıl sonra aramızda geçen şu anektod gelir:

...

- Annecim acaba hem öğrencilerini hem de kendini gereğinden biraz fazla mı zorluyorsun? Bak hem dekanın, bölüm başkanının "Çocukları yaz okuluna bırakmayın, geçirin!" dediğini söylüyorsun.. Diğer hocalar herkesi geçirirken senden geçebilen öğrenci sayılı olunca onlarla da ilişkin kötü oluyor. Bak öğrencilerinin çoğunluğu da sevmiyorlar seni. Lakap takmışlar "Sıfırcı Asiye" diye. Hem kendini hem öğrencilerini hem de mesai arkadaşlarını gereksiz yere biraz fazla üzmüyor musun?

- Bak Boracım bu çocuklar daha matematikte bölme işlemini yapamazlarken Fizik dersini yapamamaları çok normal. Ya matematiği, fiziği öğrenerek mühendis olacaklar ya da mühendislikten vazgeçip başka bir meslek seçecekler. "Öğrenmeden geçmek" şeklinde 3ncü bir seçenek yaratırsak yarın bu çocukların mühendis olarak altına imza attığı konut projelerinde güvenle yasayabilecek miyiz? Matematik ve Fizik'te temel bilgileri öğretmeden mezun ettiğimiz bu çocukların denetleyeceği inşaatlarda nasıl huzurla oturacağız? 

No alt text provided for this image

Daha birkaç yıl önce 1999 depreminde yıkıldık. Onbinlerce can kaybettik. Bugün benim vicdanım rahat. İşimi yapma şeklimin depremin bir afete dönüşmesine hiçbir katkısı yok. Tam tersine dönüşmemesine katkısı var. 

Varsın "Sıfırcı Asiye" desinler, arkamdan sövsünler. Huzur içinde uyuyabilmek ancak uyanıkken gereğini yapmakla mümkün. Ben işimi gerektiği gibi yapıyorum diye şu an birilerinde biraz üzüntü olmuş çok mu?

....

Bugün yeryüzünde en yaşanılası yerler işini, görevini layıkıyla yapma gayretinde olanların çoğunlukta olduğu yerler. Bu da durduk yere olmuyor. Bunun en büyük belirleyicisinin "Değerler" olduğunu düşünüyorum.

Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu efsane ismi Muhammed Ali bunu çok güzel anlatmış:

"Yaptığım her işte dünyanın en iyisi olmayı hedefledim. Çöpçü olsam dünyanın en iyi çöpçüsü ben olurdum."

Her birimizin hepimiz için yapabileceği en iyi şey: "İşini en iyi şekilde yapmaya çalışmak."

Sağlıkla kalın.

Bora Soysüren

16.08.2019

Bora Soysüren

Yazarın profili için..


 


Yalın Yönetimi Konuştuk..

Noksel Çelik Boru Sanayi A.Ş.İskenderun Tesislerinde Yalın Yönetimi konuştuk.

OpexAkademi danışmanlarından Bora Soysüren'in verdiği eğitim Noksel Çelik Boru A.Ş. İskenderun Fabrikası yönetim kadrosunun  katılımlarıyla gerçekleştirildi.

13.11.2018

20181113_WEB_Noksel İskenderun Yalın Eğitimi

 

6S=5S+Safety

Noksel Çelik Boru Sanayi A.Ş. Sakarya-Hendek Fabrika ekibi 5S'de pedalları çevirmeyi başarılı şekilde devraldı.

Ekip şimdi de daha güvenli bir iş yerinin peşinde..

02.11.2018

20181102_WEB_LIN_6S_Noksel

 

LinkedIn Post, 02/08/2019

Kestirimci ve Önleyici Bakım Uygulamaları olmadan sadece Arıza Bakımı yapılan bir uçağa kaç kişi binmek ister?

Biz evimizde balkon brandası bağlantılarına kadar uyguluyoruz.

HerYerdeOPEX - Balkonda bile..

Linkedin Kurumsal sayfamızı takip edin. Çalışmalarımızdan haberdar olun.

👇👇👇

https://lnkd.in/eP2a_Jk 

0 (2)

 

LinkedIn Post, 22/07/2019

Multi Tasking(Çoklu Görev), zaman kazandırıcı, verimlilik avantajı sağlayan bir özelliği niteler ancak amaçları ve motivasyon kaynakları çok farklı olan görevleri aynı anda yapmaya çalışmak kalitatif riskler içerir ve arzu edilen bir Multi Tasking özelliği olmayabilir.

Amaç ve motivasyon kaynakları farklı olan işleri aynı zaman diliminde yapma kararı vermeden önce süreç kalitatif riskler açısından gözden geçirilmeli ve gerekiyorsa bu işler farklı zaman dilimlerinde ayrı ayrı odaklanarak yapılmalıdır. Organizasyonda yeterli insan kaynağı var ise farklı kişilere görev ataması da yapılabilir.

Linkedin Kurumsal sayfamızı takip edin. Çalışmalarımızdan haberdar olun.

👇👇👇

https://lnkd.in/eP2a_Jk